«

»

KANTARIN TOPUZU KAÇMIŞ

s.akbuluttSiyasetteki ayrışmayı biliyoruz ama parti içi ayrışmalar daha da gündemde Muğla’da.

Siyasi yazılar yazan köşe yazarları da çoğu aman bu ayrışmaları gündeme taşıyorlar.

Muğla ilinin Büyükşehir statüsüne alınmasıyla birlikte muhalif durumdaki 3 Ak Partili ve 1 Demokrat Partili belediyeyi saymazsak 9 belediyeyi bünyesinde bulunduran CHP, bu sayısal gücün tadını çıkarabilmiş değil.

Büyükşehir Belediyesi yapılanmasıyla birlikte, CHP’li belediyelerin kendi içinde ayrıştıklarını bilmeyenimiz yok.

Bu ayrışma; Büyükşehir Belediye Başkanı Dr. Osman Gürün’ün kanunu uyguladığını öne sürdüğü uygulamalarına karşıt olan belediye başkanları ile vatandaşına hizmet götürebilmek için Büyükşehir yönetimi ile iyi olmak bilincini benimsemiş belediye başkanları olarak yaşanıyor.

Yaşanan bu soğuk savaşın Muğla’yı nereye getirip, götüreceğini izleyip göreceğiz.

Örneği CHP’den verdim ama bu ayrışma sadece CHP’de değil.

En sıcak örnek olması açısından anlaşılabilir olması içindi.

Köy ve mahallelerin idarecileri olan muhtarlar arasında daha da azılı bir ayrışma yaşanıyor oysaki.

Halkın temsilcileri olarak bilinen, parti rozeti taşımayarak siyaset üstü bir gerçeğin temsilcileri olan muhtarlar zaten en büyük ayrışmayı, siyasi yapılara mal edilerek faaliyet gösteren dernek oluşumlarıyla yaşamaya başlamış ve siyasetin yörüngesine girmişti. 

“Muhtarın partisi olmaz” söylemi; adı üstünde sözde olsa da, uygulamada sınırlarını kendisi belirleyebiliyordu.

İlla bir dokusal bağın var olduğunu bilir ve kabul ederiz.

Ama bu bağ, muhtarlar nezdinde çok fazla hayatın içine ve söylemlere dökülmezdi.

“Muhtarlar her siyasi yapıya eşit mesafede durmalıdır ki, köyüne hizmet alabilsin” mantığı asıl olan gibi gözükürdü.

Gelin görün ki gelinen noktada bu etik kokan şiarlar değişim gösterdi.

En azından muhtarların ağzına bakarsan bu değişimi görebilirsin.

Nasıl mı?

Dedim ya bu mercii de siyasetin yörüngesinde kollarında yaftalanmış durumda artık.

“Muhtarlar şuncu buncu siyasi kimlikleriyle anılır oldular” desek abartmış olmayız.

Hizmet almak için günümüz de bu mu mubah oldu bilemedim?

“Evet” dediğinizi duyar gibiyim.

Muğla’da bu konuyu; belediye yanlısı muhtarlar ve hükümet yanlısı muhtarlar olarak değerlendirmek mümkün.

Konumuz da Muğla zaten.

Ama aynı çatı altında yani aynı yanda birleşen muhtarlar arasında da ayrışmayı görmek mümkün.

Yok, “senin köyüne bu yapıldı”, yok “benim köyüme bu yapılmadı.”

Yok, “sen iki tarafa da yakın davranıyorsun”, yok “senin nerede olduğun belli değil.”

Devamında birbirlerinin canını yakar noktaya gelen tartışmalar anlayacağınız.

Şaka gibi.

İşleyen adam bir gibi sistemimiz yok.

Ortaya çıkan tabloda belediyeden mahallesine destek alan muhtar memnun, hükümetten alamıyor olduğundan dertli.

Hükümetten destek alansa, belediyeden alamadığından dertli.

Nereye yakın olacaklarına şaşırmışlar. Çünkü dengeyi tutturamamışlar.

Bir de iki taraftan da destek alanlar var.

Onlar kaderli.

Yöntemlerini de bilip, öğrenmek lazım.

Bu inatlaşmalar ilimizin elbette aleyhine.

Halkına hizmet götürmek isteyen bir görevde bulunan muhtar, dengeleri muhafaza edemeyip, siyasetin yörüngesine girince cezalandırılıyor.

Oysa asıl cezalandırılan halk. 

Önümüzdeki süreçte gerek belediyeden ve gerekse merkezi hükümet kanallarıyla hizmet alan yerleşim yerlerini araştırmak istiyorum.

Bir de il ekonomisine ciddi gelir sağladığı düşünülen yerleşim alanlarını bünyesinde bulunduran muhtarlıkların aldığı hizmetlere bir göz atacağım.

Onları da sizlerle paylaşacağım.

Bürokrasimizin siyasi işgal altında olduğunu daha önceki yıllarda kaleme almıştım. Şimdi her şey siyaset işgali altında.

Ben yine de muhtarları siyasetle değil, siyaset ve bürokrasi arasında köprü olarak, halkına hizmet götürmeyi sağlayan idareci olarak bilmek ve görmek istiyorum.

Kıssadan hisse; kantarın topuzu kaçmış.s.akbulutts.akbulutts.akbulutt