ANNELERE ÖZEL KONSER

Muğla Üniversitesi kültür sanat etkinlikleri kapsamında Güzel Sanatlar Bölümü tarafından düzenlenen Muğla Üniversitesi Türk Sanat Müziği Korosunun düzenlediği “Anneler Günü Özel Konseri” Muğla Üniversitesi Atatürk Kültür Merkezinde gerçekleşti. Konserde seslendirilen eserler izleyicilerden beyeni topladı. Şef Okt. Erhan İşşeveroğlu yönetimindeki Muğla Üniversitesi Türk Sanat Müziği Korosu konsere bestesi Kadri Şençalar güftesi ise Vecdi Bingöl’e ait Dügah Ninni ile başladı. Anneler Günü özel konserinde koronun seslendirdiği eserlerin yanı sıra Solit İhsan Özgen, Kısmet Deliveli, Salahattin Kaya, Zafer Kabar, Nilgün Turhan, Kadir Koç ve Özge Ceylan’ın seslendirdiği solo eserlerde konsere katılanlar tarafından ayakta alkışlandı. Bu girişin kalanını oku »

AHŞAP HEYKEL SEMPOZYUMU BAŞLADI

Muğla Belediyesi tarafından bu yıl III. sü düzenlenen Muğla Uluslararası Ahşap Heykel Sempozyumu dün Sınırsızlık Meydanı’nda başladı. Ahşap Heykel Sempozyumunun açılışına Muğla Vali Yardımcısı Ali Kamil Başar, Cumhuriyet Başsavcısı İbrahim Akbaş, CHP Yönetim Kurulu, Belediye Meclis Üyeleri ve vatandaşlar katıldı. Açılışta bir konuşma yapan Muğla Belediye Başkanı Dr. Osman Gürün, 2010 ve 2011 yıllarında düzenlenen sempozyumda 13 adet ahşap heykelin yapıldığını belirtti. Başkan Gürün “Düzenlediğimiz Muğla Uluslararası Ahşap Heykel Sempozyumu; sizlerden gelen destek ile üç yıldır ara vermeden sürmektedir. Sempozyumumuz; baştan sona bir heykelin yaratım sürecini, yankılanan tokmak sesleri ile sergilemekte, Bu girişin kalanını oku »

DEĞİŞİM EN ÖNEMLİ KANITIMIZ

Otorite Sorunu ve Üniversite başlıklı yazıyı “Üniversitenin kendi içinde başlayan ve kıyasıya devam eden rektörlük süreci ‘lastik pabuçlu’ statik yapının kurgu ve planlarına feda edilemez. Bilimin ve kentin içinde olmadığı bu sürece kent olarak artık müdahil olacağımız bilinsin istiyoruz. Bunun için de gereğini yapmaya kararlıyız” diyerek sonlamıştık. Kaldığımız yerden devam edelim.
Bir yüzleşmeden bahsetmiştik! Üniversitenin kurulmuş iradesi ile ilgili olarak “Lastik Pabuçlu” tarifin gösterdiği adres, üniversitenin kendi içinde alıcıları ile buluştu.Bu tariften herkes aynı şeyi algıladı.Varlığını “lastik pabuçlu” bir çatıya borçlu olan kurulmuş irade, ideolojik temelli görünümü ile üniversitenin içinde yıllara varan bir egemenliğin sahibi ve ilişkilerin belirleyicisi.Belirtelim; tüm bu tespitler ve iddialar yirmi yıla yakın bir sürecin sonunda engellenmeye çalışılan üniversite/kent ilişkilenmesinin zorunluluğuna inanmış unsurların bir araya gelmesi ile oluştu.Bu konuda üniversite yerleşkesinde bizimle paralel düşünen “fikir ortaklarımız dostlarımız” bulunuyor. Kaleme aldığımız yazılarda yer alan tespitler her ne kadar “kent/üniversite” ilişkilenmesini masaya yatırıyor olsa da aslında; “üniversite/ üniversite” ilişkilenmesinde bir yüzleşmeye neden oldu.
***
Bir kez daha yanlış anlaşılmanın önünü keselim. Kaleme aldığımız konularda yer alan tespitler “bu gün’ün, şu an’ın hikayesi, tespiti” değildir. Kaleme aldığımız bu konular bir sürecin hikayesidir.O nedenle kimse; yazıların sadece bu günü anlattığını ve bireylere dayalı yazıldığı yanlışına kapılmasın. Bizim kimi ve neyi kast ettiğimiz bellidir. 20 yıl içerisinde “pek şanlıyız” zihniyeti ile çeşitli mevki ve makamlarda bu türün yöneticileri olarak görev yapanlar, Kötekli’yi “kazanılmış kutsal toprak” olarak görenler ve bu kutsal emaneti; bir sonraki türüne özenle teslim edenlerdir.
***
Sosyal demokrat (sol!) ideolojinin egemen olduğu kentte, ta orada, uzakta yer alan yeni bir yerleşkenin tam göbeğine inşa edilen ve kentin siyasi yapısına göre “gecekondu” sayılan bu ideolojik anlayış kısa sürede kentle ilişkilenmek isteyen üniversitenin önüne statik engeller oluşturdu.Yirmi yıl önce imar planlarını bile toplumun sosyal politikalarının bir parçası olarak gören, kentsel planlama ve korumacılık konularında hassasiyeti, refleksleri ile anılan kent; kurucu iradenin baldırından çıkan ve kente ters duran bu “gecekondu” yapının “pek şanlı” tayfasını uzunca bir süre fark edemedi. Kendilerine bir “Ronin krallığı” kuran bu statik yapı “kentin derin uykusunu” fırsat gördü. Kent; kurucu iradeye “saygılı olmak” adına bu gerçekle o süreçte ne yazık ki yüzleşemedi.Hiç kimsenin, ama hiç kimsenin hatasının yüzüne vurulmadığı bu kentte bu türden erdemli davranış şekillerini bir zafiyet olarak görenler artık yanıldıklarını anlamak zorundalar.
***
Yirmi yıldır; ideolojisi farklı olan kentle ilişkilenmek yerine kendilerine bir yaşam alanı yaratan bir zihniyetle gecikmişte olsa bugün yüzleşmeye çalışıyoruz. “Adını kentten alan” ancak kente sırtını dönen ve hiçbir zaman bu adı hak etmek için çaba göstermeyenler; “bistro masalı kokteyllerde kadeh tokuşturmayı, kırmızı kurdelenin ucundan tutmayı, havai fişek atmayı” kentle ilişkilenmekten saydılar. Bir iki kişisel ve cılız atak dışında kentin ve toplumun hiçbir sosyal politikasını oluşturmadılar. Böyle bir dertleri yoktu ve hiçbir zaman olmadı. Bu yılın başlarında ilişkilenmek adına üniversite yönetimine biz gazeteciler tarafından “Senato Arasta’da Toplansın” önerisi de diğer bütün öneriler gibi maalesef gerçekleşemedi. Bu konuda yönetici konumundaki bir akademisyenin “bizi de engelliyorlar” itirafı üzerine; “engelleyenlerin” deşifre edilmesinin zamanı geldiğini artık anlamış bulunuyoruz. Üniversite/kent ilişkilenmesinin sağlanması için çaba gösteren, yüreği bizimle beraber çarpan bir avuç akademisyenin ve yöneticinin olduğunu biliyoruz. Dostlarımız içlerini rahat tutsunlar, artık müdahiliz ve suni olarak başlatılan rektörlük sürecinde “lastik pabuçlu” zihniyetin karşısına “körüklü Efe çizmesi” ile çıkacağız. Kimse alınmasın!Verdiği karar “faydasız” olanın otorite sahibi olmasının hiçbir önemi olmadığını biliyoruz. Bu nedenle bu süreçten sonra bir yanlış daha yapılmasına, üniversitenin ve kentin bir yirmi yılının daha “duruk” ve birbirinden koparılmış olarak yapılanmasına izin vermeyeceğiz.“Vakıfların, marjinal siyasi oluşumların, sendikaların ve hatta ilkokul öğretmenlerinin kurucu iradeyi ve otoriteyi yerle bir edip oluşturduğu kurulmuş irade” bizim; üniversite/kent ilişkilenmesini bir “kentsel dönüşüm projesi” olarak gördüğümüzü iyice bellesin. Kent; derin uykusundan uyandı. Artık her alanda; hem üniversite hem de kentte “değişim” en önemli kanıtımız…

Nejat Altınsoy

GÖKOVA’DA SAĞLIK TURİZMİ

Türkiye’nin Deniz ve Kıyı Koruma Alanları Sisteminin Güçlendirilmesi Projesi kapsamında Muğla’nın Ula ilçesi Akyaka beldesinde düzenlenen çalıştayda, bölgede yoga ve sağlık turizminin geliştirilmesi için çalışma yapılması kararlaştırıldı. Çevre ve Şehircilik Bakanlığınca Türkiye’nin Deniz ve Kıyı Koruma Alanları Sisteminin Güçlendirilmesi Projesi kapsamında Muğla’daki Özel Çevre Koruma bölgelerinde ekonomik faaliyetlere ilişkin Ula ilçesine bağlı Akyaka beldesinde ”Proje Alanlarında Sürdürülebilir ve Çevre Dostu Ekonomik Faaliyetlerin Belirlenmesi Çalıştayı” yapıldı. Çalıştay sonucunda Gökova Özel Çevre Koruma (ÖÇK) bölgesinde özellikle yoga ve sağlık turizminin desteklenmesi, ayrıca organik tarım, deniz sporlarında lisanslı Bu girişin kalanını oku »

KOPAN KOL İÇİN SEFERBER OLDULAR

Muğla’da kömür ocağında vincin çarpması sonucu 2 işçi ağır yaralandı, kolu kopan işçi ambulans helikopterle İzmir’e sevk edildi. Salihpaşalar mevkisindeki kömür ocağında söküm işleminde kullanılan vinç, işçilerin bulunduğu yapıya çarptı. Çarpmanın etkisiyle dengesini kaybeden işçilerden Ahmet Atak yapıdan aşağı düştü, Aytekin Temurtaş ise vinçte asılı kaldı. Ağır yaralanan işçilerden Atak özel bir hastanede, Temurtaş ise Muğla Üniversitesi (MÜ) Eğitim ve Araştırma Hastanesi’ne kaldırıldı. Kazada sol kolu kopan Temurtaş, Düğerek Mahallesi’ndeki futbol sahasına inen ambulans helikopterle İzmir’e sevk edildi. Muğla Sağlık Müdürü Cihan Tekin, yaptığı açıklamada, özel bir kömür ocağında meydana gelen iş kazası sonucu Bu girişin kalanını oku »

MEHTERANLI ”SOSYAL GÜVENLİK HAFTASI” TÖRENİ

Muğla’da ”Sosyal Güvenlik Haftası” etkinlikleri kapsamında SGK çalışanları mehteran eşliğinde yürüyüş yaptı. Muğla’da ”Sosyal Güvenlik Haftası” etkinlikleri kapsamında Sosyal Güvenlik Kurumu (SGK) çalışanları mehteran eşliğinde yürüdü. Muğla’da, 14-20 Mayıs tarihleri arasında kutlanan ”Sosyal Güvenlik Haftası” etkinlikleri kapsamında SGK İl Müdürlüğü çalışanları Cumhuriyet Meydanı’ndaki Atatürk anıtına çelenk koydu. Daha sonra Turgutlu AS Mehteran ekibi eşliğinde SGK İl Müdürlüğüne kadar yürüyen SGK çalışanlarına, vatandaşlar yol boyunca alkışlayarak destek verdi. İl müdürlüğü girişinde konser veren mehteran ekibi, ”Çanakkale Marşı”nı da çaldı. SGK İl Müdürlüğü çalışanları ve vatandaşların katılımı ile kesilen yıl dönümü pastası, Bu girişin kalanını oku »

YABANCILARA MÜLK SATIŞI

Yabancılara mülk satışını düzenleyen Tapu Kanunu ve Kadastro Kanunu’nda değişiklik yapan tasarının yasalaşması, yabancıların mülk edinmede en fazla ilgi gösterdiği yerlerden Muğla bölgesindeki emlakçıları sevindirdi. Türkiye Emlak Müşavirleri Federasyonu Genel Başkan Yardımcısı Ziya Ercan,  yaptığı açıklamada, yabancılara mülk satışına ilişkin tasarının yasalaşmasıyla yabancılara mülk satışında ciddi artış yaşanacağına inandığını söyledi. Yasa tasarısının kabulü ile dünyanın her yerinden insanların Türkiye’de gayrimenkul alabileceklerine işaret eden Ercan, ”Ancak satış yapılırken bazı şartlar söz konusu olacak. Yabancılara mülk satışında, satış yapılan ilin arazi ölçümü bakımından yüzde 10’luk bölümü geçilemeyecek. Bu girişin kalanını oku »

HÜLYA KOÇYİĞİT, AKYAKA’DA UÇURTMA SÖRFÜ EĞİTİMİ ALIYOR

Ünlü sanatçı Hülya Koçyiğit, Ula ilçesinin Akyaka beldesinde yeğeninden uçurtma sörfü eğitimi alıyor.Akyaka’nın Akçapınar köyü sahilinde yeğeni Sedat Çelenk’ten uçurtma sörfü eğitimi almaya başlayan Hülya Koçyiğit, yaptığı açıklamada, 2 yıldır bölgeye geldiğini söyledi. Akyaka sahilinin Kiteboard Akademi başladığında sadece bir kumsal olduğunu ifade eden Koçyiğit, ”Sahilde sörf yapan gençler, uçurtma sörfü için bölgedeki rüzgarın en ideal rüzgar olduğunu söylüyorlardı. Geçen yıl Muğla Valiliği büyük destek verdi. Böylece gençlerin sahilde bu sporu yapabilmeleri için ortam hazırladı. Vali Fatih Şahin ve emeği geçen herkese teşekkür ediyorum” dedi. Vatandaşların yoğun ilgi gösterdiği Koçyiğit, yeğeni Sedat Çelenk’in Türkiye’de bu alanda şampiyonlukları olan bir isim olduğunu Bu girişin kalanını oku »

OTORİTE SORUNU VE ÜNİVERSİTE

Geçtiğimiz haftalarda üniversite ile ilgili kaleme aldığımız yazılarda “kurucu irade ile kurulmuş irade” ayrımını ve her iki iradenin temelde neyin üzerine inşa edildiğini yazmıştık. Merak edenler yâda unutanlar geriye dönük bu yazılara bir daha göz atabilirler. Ancak bu konuyla ilgili yaptığımız genel tanımı bir kez daha hatırlatmakta fayda var. Üniversite ile ilgili kaleme aldığımız yazılarımızın birisinde “Ayrımı daha net bir şekilde ortaya koyalım, kurucu irade ile kurulmuş irade arasındaki farkı daha da belirginleştirelim. Kurulmuş irade, önceden saptanmış statik bir düzenin sahibidir ve varlığını sürdürmek için erk’in ideolojik bir temele dayanmasına ihtiyaç duyar. Kurucu irade ise tam tersine önceden saptanmış bir statik düzene ihtiyaç duymaz, YÖK’ün olağan iradesi ile oluşturulacak yeni bir düzen yaratma görevini yerine getirir. Kısaca, bizim için kurulmuş irade; ideolojik temelli egemen gücü, kurucu irade ise yüksek öğrenimin olağan iradesinin tesisi için erk’i temsil eder. Bu düşünceye dayalı olarak üniversite’nin yıllardır kurulmuş bir iradenin işgali altında olduğu iddiaları da gerçeklik kazanacaktır. Üniversitenin kurucu iradesi tarafından oluşturulan organları, yasalar ile belirlenmiş yetkileri, kurulmuş iradeye, statükoya teslim edilemez. Üniversitenin kurduğu yönetim organlarına tanınan yetkilerin bir hak için değil bir işlevin yerine getirilmesi için verildiği unutulmasın. Bu nedenle üniversitenin yönetim organlarındaki yetkiler, kurulmuş iradenin masa başı memurlarına, ideolojik algılı zeminlere, vakıflara ve sendikalara velhasıl sivil toplum kuruluşlarına devredilemez” diye yazmış, kamuoyunun ve üniversitenin dikkatini çekmeye çalışmıştık. Bu tespitlerin üzerinden bir hayli zaman geçmesine karşın üniversite/kent ilişkilenmesinde bir iki cılız atak dışında olumlu bir gelişme yaşamadık. Bu durum bizi üniversite/kent ilişkilenmesinin tarafı olarak üniversitenin kendi içinde yaşadığı başka bir soruna, “otorite sorunu”na götürdü ve otorite gerçeği ile yüzleşmemize neden oluşturdu. Yazdıklarımızdan rahatsız olanlar bu gerçeği kabul etmese de kimse kusura kalmasın “üniversite de otorite sorunu olduğunu” artık kamuoyunun bilgisine sunmak isteriz. Kentin; üniversite ile ilişkilenmek adına şu süreçte kendine bir muhatap bulamayışının bize göre nedeni işte bu gerçekte yatıyor. Üniversitenin siyasi gücü ile idari gücü arasında sıkışıp kalan kent, ilişkilenmek için bu nedenle kendisine bir muhatap bulamıyor ve bize göre bu yapısı ile daha uzunca bir süre de bulamayacak. Başta yüksek siyaset, kent yöneticileri ve bürokratlar üniversitenin otorite sorununa dikkat etsin! Bu sorun hem üniversite yerleşkesinde hem de kentin ara sokaklarında telafisi mümkün olmayan kaoslara ve krizlere yol açabilir.
***
Kurulmuş iradenin, ünistatükonun masa başı memurları, vakıflar, sendikalar ve sivil toplum kuruluşlarının oluşturduğu ve aslen bir ideolojik temele dayandırılmaya çalışılan gücü, idari gücün üzerinde kararlarını “kaşıma yöntemi” ile alıyor ve aldırıyor.
Uyaralım! Bu yapının bir parçası olan tüm unsurları yakın bir süreçte bir yüzleşme bekliyor olacak! Bu yapı artık bir şekilde deşifre olacak. Yönetim ve idareyi iş yapamaz, karar veremez duruma getiren, yöneticisinin ve akademisyenin yaşamın her alanında madara olmasını, prestij kaybetmesini sağlayan hatta bunu planlayan bu statik yapının oluşturduğu otorite sorunu ile bu üniversitenin kentle ilişkilenmek gibi bir hedefi olamaz. Bu büyük bir yalandır ve bizi yirmi yıldır bu yalanla oyalıyorlar.
Artık biliyor ve inanıyoruz; verdiği karar “faydasız” olanın otorite sahibi olmasının hiçbir önemi yoktur. Her rektörlük seçiminde güya iktidar sahibi olarak yasallığı kuran kimselerin ve ekiplerin meşruiyeti sağlanmış olsa da “muktedir” olamayışlarına şahitlik etmeyeceğiz, seyirci kalmayacağız. Artık Yeter! Vakıfların, marjinal siyasi oluşumların, sendikaların ve hatta ilkokul öğretmenlerinin kurucu iradeyi ve otoriteyi yerle bir edip oluşturduğu kurulmuş iradenin “spor ayakkabılı” bir yüksek okul çatısı altında buluştuğunu biliyoruz.
***
Yirminci kuruluş yılında, Başbakan ve Bakanlar Kurulu tarafından “Muğla Sıtkı Koçman Üniversitesi” adını alan üniversite kendi içinde bile bir dönüşümü ve ilişkilenmeyi sağlayamadı. Üniversitenin siyasi gücü ile idari gücü arasında sıkışıp kalan, kendine bir muhatap bulamayan kentin gazetecisi olarak, bu satırları kaleme alan bir köşe yazarı olarak bu sıkışıklığı yaratan masa başı memurlarının ve emanetçilerin tadını kaçıracağımızı biliyorum. Üniversitenin kendi içinde başlayan ve kıyasıya devam eden rektörlük süreci “lastik pabuçlu” statik yapının kurgu ve planlarına feda edilemez. Bilimin ve kentin içinde olmadığı bu sürece kent olarak artık müdahil olacağımız bilinsin istiyoruz. Bunun için de gereğini yapmaya kararlıyız.
Nejat Altınsoy

PLATFORMA TAM DESTEK

Muğla Valisi Fatih Şahin, medyanın demokrasilerde çok önemli bir yerinin bulunduğu belirterek, “Sivil Toplum Kuruluşları demokrasilerde çok önemli olan bir başlık. O yüzden siz gazetecilerin işlerini doğru ve etkin yapması, onların hizmet içi eğitimlerinin yapılması, donanımlarının yükseltilmesi sizlerin görevi. Burada bir cemiyet var. Ben bunu bilmiyorum, iyi çalışıyor, kötü çalışıyor diyemem o da bir sivil toplum kuruluşu. Onun takdirini halk verir. Bu oluşum tatlı bir rekabete vesile olur bu da Muğla için iyi olur” dedi. Muğla Gazeteciler Platformu üyeleri, Vali Fatih Şahin’i makamında ziyaret ederek, çalışmaları hakkında bilgi verdi. Muğla Gazeteciler Platformu Dönem Başkanı Kayber Avcı, altı ayda bir değişmek şartıyla platformda dönemsel olarak özellikle genç Bu girişin kalanını oku »

Toplam 2.308 sayfa, 2.201. sayfa gösteriliyor.« İlk...102030...2.1992.2002.2012.2022.203...2.2102.2202.230...Son »